Peyzajla Uyum

Yazar: Kemal Yazıcı
Ormanlık yamaçta doğayla bütünleşmiş modern konut yapısı

Geleneksel imar pratikleri, araziyi düzleştirmeyi, ağaçları kesmeyi ve toprağı betonla kaplamayı ilk adım olarak kabul eder. Yapı bittikten sonra ise çevresine yapay çimler ve ithal bitkiler yerleştirilerek güya "peyzaj tasarımı" yapılır. Bu yaklaşım, doğayı evcilleştirmeye ve onu yapay bir süs elemanı haline getirmeye çalışmaktır. Bizim için peyzajla uyum, yapının arazinin içinden çıkan organik bir uzantı olmasıdır.

Peyzaj, binanın dışındaki bahçe değildir; binanın üzerine oturduğu yaşayan ekosistemin ta kendisidir. Tasarıma başlarken arazideki her bir ağacın kök sınırlarını, su yollarını ve toprak yapısını haritalandırırız. Yapının formunu bu doğal verilere göre esnetiriz. Bir ağaç dalı çatının üzerinden geçebilir, arazi eğimi evin içindeki merdiven rıhtlarına dönüşebilir. Yapı doğaya yer açtığı ölçüde değer kazanır.

"Doğayı ezmek kolaydır. Zor olan, doğanın sunduğu sınırlamalar içinde onunla uzlaşan, sessiz ve saygılı yapılar üretebilmektir."

Yerel Flora ve Ekolojik Süreklilik

Peyzajla uyumun bir diğer katmanı da yerel bitki örtüsünü (flora) korumaktır. İthal bitkiler yüksek su tüketimi ve kimyasal gübre ihtiyacı yaratır. Oysa o coğrafyada yüzyıllardır yetişen doğal ağaçlar ve çalılar, yerel fauna (kuşlar, böcekler) için de yaşam alanıdır. Yapının peyzajında yerel türleri kullanmak, ekolojik zincirin kopmasını engeller ve yapının bakım maliyetlerini sıfıra indirir.

Vadi Evi projemizde, Karadeniz'in dik eğimli arazisinde hiçbir ağacı kesmedik. Evi çelik ayaklar üzerinde yükselterek, altındaki toprağın ve su akışının kesintisiz devam etmesini sağladık. Evin etrafındaki peyzajda ise sadece vadide doğal olarak yetişen orman bitkilerine ve eğrelti otlarına yer verdik. Yapı bittiğinde, doğanın içine saplanmış bir yabancı gibi değil, ormanın yeşil örtüsünden süzülerek çıkmış yaşayan bir kabuk gibi durdu.