Mimarlık, tekil bir bina tasarlama eyleminden ibaret değildir. Her yapı, inşa edildiği andan itibaren o kentin, o sokağın ve o mahallenin bir parçası, kentsel organizmanın bir organı haline gelir. Bu nedenle bir yapıyı sadece kendi parsel sınırları içinde düşünmek, kente karşı işlenmiş en büyük mimari hatadır. Yapılar, çevreleriyle sürekli bir sosyolojik ve mekânsal diyalog halindedir.
İyi mimarlık, bulunduğu sokağa değer katan, yayaya duvar çekmek yerine onunla kamusal bir ilişki kuran mimarlıktır. Günümüzde kapalı siteler, yüksek güvenlik duvarları ve sokağa sırtını dönen lüks konut blokları kentsel yaşamı parçalamaktadır. Sokağa sadece garaj kapısıyla bağlanan bu yapılar, kentsel bellekten kopuktur. Oysa yapının giriş saçağı, zemin katındaki şeffaflığı sokağı canlı tutar.
"Kent, yaşayanların anılarıyla yazılmış devasa bir kitaptır. Mimarlar ise bu kitabın yeni sayfalarını yazan editörlerdir."
Karaköy Örneği ve Liman Atölyesi
ARKHE stüdyosu olarak İstanbul'un tarihi Karaköy ve Beyoğlu çeperinde yer alıyoruz. Burası, asırlık taş binaların, dar sokakların ve denizle kurulan o güçlü bağın merkezidir. Tasarladığımız Liman Atölyesi projesinde de en büyük amacımız, yapıyı denizin ve liman bölgesinin kentsel siluetine eklemlemekti. Hangarı dış dünyadan yalıtmak yerine, cepheyi kamusal bir yürüyüş aksına açarak atölyenin içindeki enerjiyi Karaköy sokaklarına taşıdık.
Kent ve mimarlık arasındaki denge, sürdürülebilir bir gelecek için de hayatidir. Mevcut yapı stokunu korumak, adaptif yeniden kullanım stratejileriyle eski binalara yeni ruhlar fısıldamak kentin kimliğini korurken ekolojik kaynakları da korur. Kentsel dönüşüm adı altında tarihi katmanların tamamen kazındığı günümüzde mimarın görevi, yeni olanı eskinin üzerine saygıyla eklemek, kentin sürekliliğini sağlamaktır.