Taş ve Işık Müzesi, şehrin yoğun endüstriyel çeperlerinden birinde, tamamen içine dönük, heykelsi bir vaha olarak kurgulanmıştır. Dış cepheleri pencerelerden arındırılmış, yekpare volkanik bazalt taş bloklarıyla kaplı olan yapı, gizemli ve anıtsal bir duruş sergiler.
İç mekâna geçildiğinde ise ziyaretçiyi tavan tonozlarındaki dar ve uzun yarıklardan süzülen dramatik gün ışığı karşılar. Brüt beton yüzeyler, bu tepe ışığıyla yıkanarak heykelsi bir derinlik kazanır. Sergi salonları arasındaki 'boşluklar' ve 'sessizlik cepleri', ziyaretçilerin eserlerle baş başa kalmasını sağlar.
MÜZE İÇ MEKÂN GALERİLERİ VE DIŞ CEPHE DETAYLARI
TAVAN TONOZ IŞIK YIRTMAÇLARI VE GALERİ DÜŞEY KESİTİ
Müzede yapay aydınlatma minimumda tutulmuş, tavan tonozlarındaki 20 cm'lik yarıklar sayesinde günün her saatinde hareket eden doğal bir ışık dramaturjisi kurgulanmıştır. Bu sayede eserler gün ışığında en doğal renkleriyle izlenir.
Yapının kalbinde yer alan brüt beton iç avlu, gökyüzüne açık bir boşluktur. Avlunun tabanındaki yansıma havuzu, gökyüzünün hareketlerini ve beton duvarların gölgelerini yansıtarak mekâna dinginlik katar.
30 cm kalınlığındaki brüt beton duvarlar ve bazalt kaplamalar, yüksek termal kütle etkisi oluşturarak müzenin iç ısısını sabit tutar. Bu sayede sergileme salonlarının nem ve sıcaklık dengesi minimum enerjiyle sağlanır.
Müze binası, hiçbir dilatasyon ve ek yeri görünmeyecek şekilde, büyük çelik kalıplarla yerinde dökülmüş monolitik betonarme taşıyıcı sistemle hayata geçirilmiştir. Kalıp işçiliği ve beton kalitesi en üst seviyededir.